8/05/2010

son kadehin kokusu

İnsanoğlu çok garantici varlık.Öyle böyle değil hemde.Bakmayın siz insanların pervasızca tavırlarına.Herkes kendi içinde garantiliyor ayaklarını.Önce yere yapıştırıyor sıkıcasına,sağlam bastırıyor tabanlarını hayatın yerlerine sonra koşuyor risk almaya.Bizde zannediyoruzki ne kadar cesur.Halbuki ne büyük yalan.İnsanoğlu cesur olabilir mi hiç ? Bu kadar cesaretliyse kimileri niye yalnız kalmaktan korkar herkes.En büyük korkuların baş köşesine oturur yalnızlık korkusu.İnsana delice şeyler yaptırır.Kötü değil.Çok iyi.Çünkü o zaman anlarsınızki bir adam/kadın yalnız kalmamak için tırnaklarını yere saplamış kazırcasına sürükleniyor.Seyredalarsınız ya o insanlara.Aslında ne büyük başarı öyküsüdür onlarınki.Hayata alışamama çabasını görürsünüz belki ilk defa.Yönsüz yolsuz kanat çırparlar rüzgara karşı.Son çırpınıştır onlarınki.Hayat çırpınışları..Eğilmemek için yalnızlığa son şans.Hava son kez eylül gibi kokar,içki son defa sarhoş eder,sevgili ile son kez sevişilir,son kez kalbiniz aşkla çarpar,dudaklarınızdan son kez seni seviyorum çıkar,son kez rüzgara karşı koşabilirsiniz,son kez başarı iliklerinizi titretir.Ve son.Artık yalnızsınızdır.Özgürsünüzdür.Kendinizi bilmeye başlayalı en çok istediğiniz şey özgürlük artık avuçlarınıza konmuş bir serçedir.Seyredalarsınız hayatınızı tekrar acaba özgürlük gereklimiydi diye.Sonra bir anason kokusu gelir denizden '' ah be artık çok geç '' der.O zaman soğuk bir kış günü yüzünüze buzlar çarpar.ve yalnızsınızdır.Sonsuza dek . '' Şerefe '' der kadehini kaldırır insan..Sadece o kadar anlamsız.Anason dilini uyuşturana kadar içer.Sonrası karanlık...

Sağlığınıza..

kırık karakterler

''Ertelemek'' elzem mesele.İnsan neleri ertelemezki.İşini,gücünü,aşkını,heyecanını,mutluluğunu kimi zamanda hayatını.Nelerden feragat edebilirsin ey insan deriz içten içe.Kimsenin duymasını istemeyiz o zaman.Ama mühim olan kendi içine itiraf etmek değilmidir ? Kendi iç huzuruna boyun eğmek yada onu eğitmek..

Kırılanlar görüyorum etrafta.Hayatın kırdığı insanlar.Yaralanmışlar bir türlü.Belli belirsiz izler taşıyorlar bedenlerinde.Ama ruhlarına inemiyorum.Karanlık,nemli ve ürkütücü birşeyler var onlarda.Çözemiyorum.Yüzlerine,sözlerine yansıyor bazen kırıklıkları.Kalp kırıklığı değil onlarınki,bir çeşit sen ben kırıklığı,hayata kırıklık onlarınki.Hepsinin ayrı bir türküsü var.Nerelerden nerelerden gelmişler.Görmüşler ama geçirememişler hala.Hayatım şimdilerde kırık karakterleri gözlemekle meşgul.Çünkü gözlenmeye değerler.Ruhuna dokunamadığım her bir yüzün başka bir versiyonu var her gün karşımda.Çok acı , çok kopuk hikayeler onlarınki..

İşte onlar hayatı ertelemeye fırsatı olmayanlar.Bütün olumsuzlukları erteleyemeyenler.Yaşayıp duranlar.Zannederlerki hayat onlara hızlı akmış.Palavra.Hayatın hızlı aktığı yok.Sadece acılar hızlı akar.Zamanı kemirir önünüze bırakır acılar.Siz hiç acı çektiniz mi ? Elbette çektiniz...
Yüzlere hikayeler yüklemek istiyorum.Hayal ediyorum ne yaşadın diye.Hayallerim geniş olmasına genişte en kötü ne olmuş olabilir diyor insan.İşte orda hayal gücü yerini gerçekliğin soğuk ve tüylü kollarına bırakıyor.Rahatsızlık veren bir durum yerleştiriyor sizi kolları arasından gerçekliğe.'' Sahip olduklarının kıymetini bil '' diyor bir iç ses.Sanane diyesi geliyor insanın ama korkuyor işte.Halbuki gerçekten sanane.Hayatta herşey bir sanane'den öte işte.Korkularınız bir sanane kadar.Kimi zaman söylemeye korktuğunuz kadar büyük kimi zaman pervasızca dudaklarınız arasından süzülüp havaya karışır.Ben bu aralar pabuç bırakmama yolundayım.Hayatta hiçkimseye,hiçbirşeye pabuç bırakmayayım diyorum.Kendime bile.Anlamaya çalışmaktan çok kırık karakterleri gözlemliyorum sadece.Böylelikle aklımı kelimelerden çok yüzlerle meşgul ediyorum.Görüntü daha acıklı çünkü.Sözlerse uçucu,alkol misali...