İnsanoğlu çok garantici varlık.Öyle böyle değil hemde.Bakmayın siz insanların pervasızca tavırlarına.Herkes kendi içinde garantiliyor ayaklarını.Önce yere yapıştırıyor sıkıcasına,sağlam bastırıyor tabanlarını hayatın yerlerine sonra koşuyor risk almaya.Bizde zannediyoruzki ne kadar cesur.Halbuki ne büyük yalan.İnsanoğlu cesur olabilir mi hiç ? Bu kadar cesaretliyse kimileri niye yalnız kalmaktan korkar herkes.En büyük korkuların baş köşesine oturur yalnızlık korkusu.İnsana delice şeyler yaptırır.Kötü değil.Çok iyi.Çünkü o zaman anlarsınızki bir adam/kadın yalnız kalmamak için tırnaklarını yere saplamış kazırcasına sürükleniyor.Seyredalarsınız ya o insanlara.Aslında ne büyük başarı öyküsüdür onlarınki.Hayata alışamama çabasını görürsünüz belki ilk defa.Yönsüz yolsuz kanat çırparlar rüzgara karşı.Son çırpınıştır onlarınki.Hayat çırpınışları..Eğilmemek için yalnızlığa son şans.Hava son kez eylül gibi kokar,içki son defa sarhoş eder,sevgili ile son kez sevişilir,son kez kalbiniz aşkla çarpar,dudaklarınızdan son kez seni seviyorum çıkar,son kez rüzgara karşı koşabilirsiniz,son kez başarı iliklerinizi titretir.Ve son.Artık yalnızsınızdır.Özgürsünüzdür.Kendinizi bilmeye başlayalı en çok istediğiniz şey özgürlük artık avuçlarınıza konmuş bir serçedir.Seyredalarsınız hayatınızı tekrar acaba özgürlük gereklimiydi diye.Sonra bir anason kokusu gelir denizden '' ah be artık çok geç '' der.O zaman soğuk bir kış günü yüzünüze buzlar çarpar.ve yalnızsınızdır.Sonsuza dek . '' Şerefe '' der kadehini kaldırır insan..Sadece o kadar anlamsız.Anason dilini uyuşturana kadar içer.Sonrası karanlık...
Sağlığınıza..
8/05/2010
kırık karakterler
''Ertelemek'' elzem mesele.İnsan neleri ertelemezki.İşini,gücünü,aşkını,heyecanını,mutluluğunu kimi zamanda hayatını.Nelerden feragat edebilirsin ey insan deriz içten içe.Kimsenin duymasını istemeyiz o zaman.Ama mühim olan kendi içine itiraf etmek değilmidir ? Kendi iç huzuruna boyun eğmek yada onu eğitmek..
Kırılanlar görüyorum etrafta.Hayatın kırdığı insanlar.Yaralanmışlar bir türlü.Belli belirsiz izler taşıyorlar bedenlerinde.Ama ruhlarına inemiyorum.Karanlık,nemli ve ürkütücü birşeyler var onlarda.Çözemiyorum.Yüzlerine,sözlerine yansıyor bazen kırıklıkları.Kalp kırıklığı değil onlarınki,bir çeşit sen ben kırıklığı,hayata kırıklık onlarınki.Hepsinin ayrı bir türküsü var.Nerelerden nerelerden gelmişler.Görmüşler ama geçirememişler hala.Hayatım şimdilerde kırık karakterleri gözlemekle meşgul.Çünkü gözlenmeye değerler.Ruhuna dokunamadığım her bir yüzün başka bir versiyonu var her gün karşımda.Çok acı , çok kopuk hikayeler onlarınki..
İşte onlar hayatı ertelemeye fırsatı olmayanlar.Bütün olumsuzlukları erteleyemeyenler.Yaşayıp duranlar.Zannederlerki hayat onlara hızlı akmış.Palavra.Hayatın hızlı aktığı yok.Sadece acılar hızlı akar.Zamanı kemirir önünüze bırakır acılar.Siz hiç acı çektiniz mi ? Elbette çektiniz...
Yüzlere hikayeler yüklemek istiyorum.Hayal ediyorum ne yaşadın diye.Hayallerim geniş olmasına genişte en kötü ne olmuş olabilir diyor insan.İşte orda hayal gücü yerini gerçekliğin soğuk ve tüylü kollarına bırakıyor.Rahatsızlık veren bir durum yerleştiriyor sizi kolları arasından gerçekliğe.'' Sahip olduklarının kıymetini bil '' diyor bir iç ses.Sanane diyesi geliyor insanın ama korkuyor işte.Halbuki gerçekten sanane.Hayatta herşey bir sanane'den öte işte.Korkularınız bir sanane kadar.Kimi zaman söylemeye korktuğunuz kadar büyük kimi zaman pervasızca dudaklarınız arasından süzülüp havaya karışır.Ben bu aralar pabuç bırakmama yolundayım.Hayatta hiçkimseye,hiçbirşeye pabuç bırakmayayım diyorum.Kendime bile.Anlamaya çalışmaktan çok kırık karakterleri gözlemliyorum sadece.Böylelikle aklımı kelimelerden çok yüzlerle meşgul ediyorum.Görüntü daha acıklı çünkü.Sözlerse uçucu,alkol misali...
Kırılanlar görüyorum etrafta.Hayatın kırdığı insanlar.Yaralanmışlar bir türlü.Belli belirsiz izler taşıyorlar bedenlerinde.Ama ruhlarına inemiyorum.Karanlık,nemli ve ürkütücü birşeyler var onlarda.Çözemiyorum.Yüzlerine,sözlerine yansıyor bazen kırıklıkları.Kalp kırıklığı değil onlarınki,bir çeşit sen ben kırıklığı,hayata kırıklık onlarınki.Hepsinin ayrı bir türküsü var.Nerelerden nerelerden gelmişler.Görmüşler ama geçirememişler hala.Hayatım şimdilerde kırık karakterleri gözlemekle meşgul.Çünkü gözlenmeye değerler.Ruhuna dokunamadığım her bir yüzün başka bir versiyonu var her gün karşımda.Çok acı , çok kopuk hikayeler onlarınki..
İşte onlar hayatı ertelemeye fırsatı olmayanlar.Bütün olumsuzlukları erteleyemeyenler.Yaşayıp duranlar.Zannederlerki hayat onlara hızlı akmış.Palavra.Hayatın hızlı aktığı yok.Sadece acılar hızlı akar.Zamanı kemirir önünüze bırakır acılar.Siz hiç acı çektiniz mi ? Elbette çektiniz...
Yüzlere hikayeler yüklemek istiyorum.Hayal ediyorum ne yaşadın diye.Hayallerim geniş olmasına genişte en kötü ne olmuş olabilir diyor insan.İşte orda hayal gücü yerini gerçekliğin soğuk ve tüylü kollarına bırakıyor.Rahatsızlık veren bir durum yerleştiriyor sizi kolları arasından gerçekliğe.'' Sahip olduklarının kıymetini bil '' diyor bir iç ses.Sanane diyesi geliyor insanın ama korkuyor işte.Halbuki gerçekten sanane.Hayatta herşey bir sanane'den öte işte.Korkularınız bir sanane kadar.Kimi zaman söylemeye korktuğunuz kadar büyük kimi zaman pervasızca dudaklarınız arasından süzülüp havaya karışır.Ben bu aralar pabuç bırakmama yolundayım.Hayatta hiçkimseye,hiçbirşeye pabuç bırakmayayım diyorum.Kendime bile.Anlamaya çalışmaktan çok kırık karakterleri gözlemliyorum sadece.Böylelikle aklımı kelimelerden çok yüzlerle meşgul ediyorum.Görüntü daha acıklı çünkü.Sözlerse uçucu,alkol misali...
7/11/2010
o da diğeride..
İyiki diyemiyorum artık nedense.
İyiki yapmışım
İyiki görmüşüm
İyiki varsın
İyiki şöyle
İyiki böyle..
Diyemiyorum.iyikilerim suya düştü,güneşte kavruldu,buzukta dondu sonunda da bozuldu..
Koparıp atmak kolay değil.Ama koparıp atmaya zorunlu bırakılmak daha da zor.. Bu sefer farklı,bu sefer daha başka.Aynı şehri solumak bile farketmiyor bu sefer.Mesele ne mesafeler ne de birarada olmak.Mesele koparılıp atılanların sonunun gelebileceğini bilmeme durumu.Ne kadar koparılabilirki en fazla bir insandan.Hiç mi bitmeyeceğini düşünerek koparılır.Biter,biter.Koparılmaya başlandımı bir kere o da biter..Diğeri de...
İyiki yapmışım
İyiki görmüşüm
İyiki varsın
İyiki şöyle
İyiki böyle..
Diyemiyorum.iyikilerim suya düştü,güneşte kavruldu,buzukta dondu sonunda da bozuldu..
Koparıp atmak kolay değil.Ama koparıp atmaya zorunlu bırakılmak daha da zor.. Bu sefer farklı,bu sefer daha başka.Aynı şehri solumak bile farketmiyor bu sefer.Mesele ne mesafeler ne de birarada olmak.Mesele koparılıp atılanların sonunun gelebileceğini bilmeme durumu.Ne kadar koparılabilirki en fazla bir insandan.Hiç mi bitmeyeceğini düşünerek koparılır.Biter,biter.Koparılmaya başlandımı bir kere o da biter..Diğeri de...
5/03/2010
5/02/2010
Yaş !
Yaş.Öyle geçkin birşeydir ki.Siz hiçbir şey anlamadan geçip gider.Peki nasıl gider zaman ?
Dümdüz..
Hareketli..
Heyecanlı..
Akıcı..
Dolu dolu..
Nasıl tanımlarsınız zamanınızın geçişini bilemiyorum ama ben kendi etrafımdaki zamanı ve dolayısıyla yaşı şaşkınca geçmiş gibi tanımlıyorum.Öyle birşey ki.. Saçınızdan bir telin kopup yere düşene kadar vücudunuzda geçirdiği zaman gibi geçer yaş.Ne hızlı ne de yavaş..Bir bakmışsınız göbeğiniz fırlamış,saçlarınızda tel tel beyazlar,hayatınızdaki en zevkli aktivite ev temizlemek, haftasonu sevgilinizle gezmenin yerini televizyon karşısında uyuyakalmak almış,öpüşmeyi unutmuşsunuz,sevişmek desen ayda 1 kere varsa ne mutlu size.Kimilerine göre..
Kimilerine göre ise ;
Gençliğinizdeki fazla kilolardan kurtulmuş bir beden,saçlarınızın rengi değişmiş ve yüzünüze daha uyan bir renk almış,hayatınızdaki en zevkli aktiviteler sıralama yapamayacak kadar çok,eğlencenin gerçekten dibine vurduğunuzu ilk defa bu kadar derinlerde hissediyorsunuz,anneliğin kokusu yasemin çiçeklerine karışmış bir koku,bir dakika yerinizde duramıyorsunuz,ilk defa sevişmekten bu kadar keyif alıyorsunuz ve öpüşmeden yapamıyorsunuz..Kimilerine göre yaş böyle geçer işte.
Dolu dolu,çok çok,içten içe ne derseniz deyin.Nasıl tanımlamak isterseniz öyle tanımlayın yaşı.Siz kendinizi hangi hikayede esas kız veya esas oğlan olarak görüyorsanız öyle geçer yaş. Hangi ses sizi kendine daha çok çekiyorsa o yöne götürür sizi hayat.Yaş mı ? Sadece küçük bir ayrıntı...
Demeyi çok isterdim ama değil.
Yaş geçiyor.Ama şunu farketmek lazım ;
İlerledikçe iyiyemi gidiyor ? Kötüye mi ?
Geçirdiğiniz yaşların tadı damağınızda mı kaldı ?
Yoksa gelecekteki yaşlarınızın kokusu şimdiden burnunuzu mu gıdıklıyor ?
E.
Dümdüz..
Hareketli..
Heyecanlı..
Akıcı..
Dolu dolu..
Nasıl tanımlarsınız zamanınızın geçişini bilemiyorum ama ben kendi etrafımdaki zamanı ve dolayısıyla yaşı şaşkınca geçmiş gibi tanımlıyorum.Öyle birşey ki.. Saçınızdan bir telin kopup yere düşene kadar vücudunuzda geçirdiği zaman gibi geçer yaş.Ne hızlı ne de yavaş..Bir bakmışsınız göbeğiniz fırlamış,saçlarınızda tel tel beyazlar,hayatınızdaki en zevkli aktivite ev temizlemek, haftasonu sevgilinizle gezmenin yerini televizyon karşısında uyuyakalmak almış,öpüşmeyi unutmuşsunuz,sevişmek desen ayda 1 kere varsa ne mutlu size.Kimilerine göre..
Kimilerine göre ise ;
Gençliğinizdeki fazla kilolardan kurtulmuş bir beden,saçlarınızın rengi değişmiş ve yüzünüze daha uyan bir renk almış,hayatınızdaki en zevkli aktiviteler sıralama yapamayacak kadar çok,eğlencenin gerçekten dibine vurduğunuzu ilk defa bu kadar derinlerde hissediyorsunuz,anneliğin kokusu yasemin çiçeklerine karışmış bir koku,bir dakika yerinizde duramıyorsunuz,ilk defa sevişmekten bu kadar keyif alıyorsunuz ve öpüşmeden yapamıyorsunuz..Kimilerine göre yaş böyle geçer işte.
Dolu dolu,çok çok,içten içe ne derseniz deyin.Nasıl tanımlamak isterseniz öyle tanımlayın yaşı.Siz kendinizi hangi hikayede esas kız veya esas oğlan olarak görüyorsanız öyle geçer yaş. Hangi ses sizi kendine daha çok çekiyorsa o yöne götürür sizi hayat.Yaş mı ? Sadece küçük bir ayrıntı...
Demeyi çok isterdim ama değil.
Yaş geçiyor.Ama şunu farketmek lazım ;
İlerledikçe iyiyemi gidiyor ? Kötüye mi ?
Geçirdiğiniz yaşların tadı damağınızda mı kaldı ?
Yoksa gelecekteki yaşlarınızın kokusu şimdiden burnunuzu mu gıdıklıyor ?
E.
4/30/2010
Aşk dediğin nedir ki arkadaş..
Galata kulesinden bak dünyaya
Bir sen varsın bir de geçmişin
İyice bak
Aşk dediğin nedir ki arkadaş
Gelir gider ya deniz esintisi gibi
İşte o kadardır aşk.
Daha önce gelip gitmedimi sanki
Yaşanıp bitmedimi aşk
Savrulup gitmedimi aşk
Aşk dediğin nedir ki arkadaş.
Kaybolur gider ya
İşte o kadardır aşk
Sevme bu kadar der ya
İşte o dur aşk
Arayıp durma
Kaçırıp durma
Yaşayıp durma
Aşk dediğin nedir ki arkadaş.
Sahip olamazsın ki
Ait olamazsın ki
Bitiremezsin ki
Aşk dediğin nedir ki arkadaş..
Bir sen varsın bir de geçmişin
İyice bak
Aşk dediğin nedir ki arkadaş
Gelir gider ya deniz esintisi gibi
İşte o kadardır aşk.
Daha önce gelip gitmedimi sanki
Yaşanıp bitmedimi aşk
Savrulup gitmedimi aşk
Aşk dediğin nedir ki arkadaş.
Kaybolur gider ya
İşte o kadardır aşk
Sevme bu kadar der ya
İşte o dur aşk
Arayıp durma
Kaçırıp durma
Yaşayıp durma
Aşk dediğin nedir ki arkadaş.
Sahip olamazsın ki
Ait olamazsın ki
Bitiremezsin ki
Aşk dediğin nedir ki arkadaş..
3/05/2010
Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Tanıtım Filmi
IAA Turkey Reklam Yarışması '09
Ezgi Turan
Konu : Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti sürecine gençlerin gönüllü katılımı.
2/25/2010
aşıksın..
Her öpüştüğünde aynı tadı alıyor ve sıkılmıyorsan... AŞIKSIN..
Her öpüştüğünde aynı tadı alıyor ve sıkılmıyorsan, her şeyi o öpüşte unutuveriyorsan,
ideal sevgili odur. Yoksa o iş bitmiş! Ya idare et ya da unut gitsin...
Her öpüştüğünde aynı tadı alıyor ve sıkılmıyorsan, her şeyi o öpüşte unutuveriyorsan,
ideal sevgili odur. Yoksa o iş bitmiş! Ya idare et ya da unut gitsin...
1/31/2010
Düşündünüz mü hiç ?
Biz,binde bir karşımıza çıkan dostluk,arkadaslık firsatlarını ne yapıyoruz? Aksamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konusabileceğimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omuzun,belimizi kavrayan bir elin,uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu ? Değerini biliyor,biricikligini,benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni firsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir.Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,eskitmeden yıprattığımız dostlukların,savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalarız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olmasi gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yildızların gömüldüğü maziye kilitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları "birgün" geçmişte kalmıştır. "Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çikar" dediğiniz kişi tam da
o gün bu zalim şehri terk etmiştir, boş yere bu sokaklarda aranırsınız..
Birlikte olduğunuz, tanıdığınız insanların, dostlarınızın, arkadaşlarınızın,aşkınızın değerini ne kadar biliyorsunuz ? ne kadar farkındasınız ? Düşündünüzmü hiç ?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni firsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir.Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,eskitmeden yıprattığımız dostlukların,savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalarız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olmasi gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yildızların gömüldüğü maziye kilitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları "birgün" geçmişte kalmıştır. "Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çikar" dediğiniz kişi tam da
o gün bu zalim şehri terk etmiştir, boş yere bu sokaklarda aranırsınız..
Birlikte olduğunuz, tanıdığınız insanların, dostlarınızın, arkadaşlarınızın,aşkınızın değerini ne kadar biliyorsunuz ? ne kadar farkındasınız ? Düşündünüzmü hiç ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)